Dünya Bankası’nın “Türkiye İmalat Sanayinde Kaynak Dağılımı Etkin mi?” başlıklı Ocak Ayı Odak Notu’nu yayımlandı. Dünya Bankası tarafınca kısa süre ilkin gösterilen Türkiye’nin Deneyimleri raporunda Türkiye’deki toplam verimlilik artışının ortalama üçte ikisinin işgücünün tarımdan daha yüksek verimliliğe haiz imalat ve hizmetler sektörlerine geçişten kaynaklandığının bulunduğunu hatırlatan müessese, şu şekilde dedi:
“Türkiye ekonomisi 2000’li yıllarda süratli bir halde büyüdü ve şahıs başına düşen gelir şu anda Dünya Bankası’nın yüksek gelir eşiği olan 12 bin 736 dolarına yaklaştı. Bu ekonomik büyümeyi kısmen beşeri ve fiziki ana para birikimine atfetmek mümkün olmakla beraber, mühim bir kısmı da toplam unsur verimliliğindeki (TFV) artıştan kaynaklandı… Her ne kadar Türkiye’nin yapısal dönüşümü hemen hemen tamamlanmamış olsa da, hızı yavaşlamaktadır ve ekonominin verimlilik artışını sürdürebilmesi için bu yavaşlamayı telafi etmenin yollarını bulması gerekecektir. Ihtimaller içinde yollardan birisi sektör içi kaynak dağılımlarındaki bozuklukları azaltarak verimliliği arttırmak olacaktır. Türkiye 2000′li yılların başlarında etkinliği bozucu faktörlerin bazılarını başarıya ulaşmış bir halde ortadan kaldırmış ve kuvvetli düzeltim ivmesi yardımıyla kaynak dağılımını iyileştirmiştir; sadece 2007 sonrasında düzeltim ivmesinin zayıflaması ile beraber bu iyileşme mühim seviyede yavaşlamıştır. Önümüzdeki birkaç yıl içinde ikinci nesil reformların uygulanması kaynak dağılımının iyileştirilmesine mühim katkıda bulunacak ve Türkiye’deki TFV artışını daha üst seviyelere çıkaracaktır.”
Sektör içi kaynak dağılımlarındaki bozukluğun daha düşük toplam unsur verimliliğine yol açabileceğini kaydeden Dünya Bankası, “Kaynak dağılımındaki bozukluk, yüksek verimlilik düzeyine haiz firmalar üretimlerini arttırmak için kafi kaynakları (ana para ve işgücü bakımından) elde edemez iken, verimlilik düzeyi düşük firmalar küçülmek yada piyasadan çıkmak yerine kaynakları kullanmaya devam ettiklerinde ortaya çıkar. Kaynak dağılımı bozukluğunu inceleyen literatüre gore bu durum, mesela bazı şirketlerin araziye ve finansmana daha kolay erişime haiz olması, dolayısıyla verimlilikleri bu erişimi daha azca olan şirketlerden düşük olsa bile üretimlerini arttırabilmeleri sonucu ortaya çıkabilir” dedi.
Verimlilik düzeyi yüksek şirketlerin olmaları gerekenden daha ufak ve verimlilik düzeyi düşük olan şirketlerin de olmaları gerekenden daha büyük olacaklarından dolayı, bu olgunun bir ülkenin toplam üretimini ve verimliliğini mühim seviyede etkileyebileceği kaydedilen raporda, şu şekilde denildi:
“Türkiye’de kaynak dağılımındaki bozukluğu ölçmek için, Türkiye’nin 2004-13 dönemine ilişik şirket verisinden elde edilmiş 10 senelik verilere dayalı olarak imalat sektöründeki firmalar için fizyolojik verimliliğin şirkete özgü fiyatlar ile çarpılması kanalıyla hesaplanan gelir VTFV’nin (TFV-G) yayılımını elde ettik. Beklenebileceği benzer biçimde, dar tanımlı sektörler içinde firmalar içinde TFV-G’nin geniş bir yayılımı bulunduğunu bulduk. Bu şekilde bir yayılım etkinliği bozucu faktörlerin bir göstergesidir: sektör averajından daha yüksek verimliliğe haiz bir şirket öteki şirketlere nazaran daha çok engelle karşılaşıyor; bu durum bu şekilde olmasaydı TFV-G kıymeti averaja yaklaşıncaya kadar ilave kaynaklar edinir ve üretimini arttırırdı. Öte taraftan, verimliliği daha düşük olan bir şirket ise etkinliği bozucu faktörler tarafınca korunmadığı sürece kaynakları azalırdı.”
Türkiye’nin 2004 ile 2007 yılları aralığında verimlilikte etkinliği bozucu faktörleri başarıya ulaşmış bir halde azalttığını kaydeden Dünya Bankası, “Bu rakamlar Türkiye’nin vakit içinde sektör içi kaynak dağılımındaki bozuklukları azalttığını, bunun 2000′li yılların başlarında daha süratli ve sonrasında daha yavaş bir halde gerçekleştiğini açık bir halde göstermektedir” dedi.
Dünya Bankası raporunda meydana getirilen bazı saptamalar şu şekilde:
“-Kaynak dağılımındaki bozukluklar mevzusunda kaydedilen iyileşmelerin zamanlaması ve ondan sonra yaşanmış olan durağanlık 2000′li yılların başlarında meydana getirilen reformların kaynak dağılımının iyileştirilmesine destek bulunduğunu göstermektedir. 2001 krizi sonrasındaki düzeltim momentumu, 1999 ile 2002 yılları aralığında bağımsız düzenleyici kurumların oluşturulmasına dayalı olarak ekonomide hususi sektörün rolünü mühim seviyede arttırmıştır. AB katılım süreci ve birbiri ardına başlatılan IMF ve Dünya Bankası destekli programlar on senelik devrin ilk yarısında düzeltim çabaları için mühim çıpalar elde etmiştir.
-AB standartları ile kurumsal yakınsama süreci mühim ekonomik getiriler elde etmiştir. Sadece 2007 sonrasında düzeltim momentumu mühim seviyede yavaşlamıştır. Bu analizden, Türkiye’de sektörler arası yapısal değişikliklerdeki yavaşlama karşısında verimlilik artışını sürdürmenin yollarından birisinin etkinliği bozucu faktörleri azaltma amacı doğrultusunda düzeltim programını devam ettirmek ve yeniden canlandırmak olduğu sonucuna varmamız mümkündür. Hepimiz için fırsat eşitliği sağlamak ve piyasaların etkili bir halde işlemesini temin etmek, kaynak dağılımındaki bozuklukları azaltarak daha çok TFV artışı sağlamanın yolunu açacaktır.”
-Türkiye için (verimlilikte) iyileşme potansiyeli daha büyüktür.
-1997 ABD ölçütü ile karşılaştırıldığında, Türkiye’nin dağılım etkinliği 2004 ile 2007 içinde yüzde 7,6 yada senelik yüzde 2,5 oranında iyileşmiştir. Önümüzdeki birkaç yılda ikinci nesil reformların emin bir halde uygulanması da benzer iyileşmeler sağlayabilir ve ABD verimlilik düzeyi ile orta hızda bir yakınsama varsayıldığında Türkiye’deki toplam imalat verimlilik artışına ortalama 1,8 yüzdelik puan ekleyebilir. Bu son yıllarda neredeyse durma noktasına gelen imalat verimlilik artışı için mühim bir itici güç oluşturacaktır.” (ANKA)
Haber Kaynağı: Sözcü
Dünya Bankası’dan Türkiye’ye önemli uyarı!
0 yorum:
Yorum Gönder