“Suçlulukla mücadelede ceza hukuku son çare olarak görülmeli”

Bugün Hanıma Yönelik Şiddete Karşı Internasyonal Savaşım Günü. BM Genel Kurulu 1999 senesinde 25 Kasım gününü Hanıma Yönelik Şiddete Karşı Internasyonal Savaşım Günü olarak duyuru etti.


Türkiye’de, 2014’de 281, bu senenin ilk 10 ayında ise 256 hanım sertlik kurbanı olup öldürüldü, binlerce hanım ise sertlik görmüş oldu, birçoğu da yaşadıkları sertlik sebebiyle koruma talebinde bulunmuş oldu.


“SUÇ ÖNCESİ AŞAMADA DA ÖNLEYİCİ POLİTİKALAR GELİŞTİRİLMELİ”


Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Havutçu ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, mevcut yasaların kafi bulunduğunu, sadece yalnızca kanunlarla tüm sorunların çözülemeyeceğini belirtti. Havutçu ve Erdem, “En güzel halde kanunları çıkarabiliriz, sadece mühim olan iyi uygulamak ve içselleştirmek. Kabahat öncesi aşamada da önleyici politikalar geliştirilmesi lazım. Güvenlik, eğitim, psikoterapi de dahil her türlü önlem bunun içinde olmalı, sadece tek başına polisiye önlem ya da cezaların artırılması çözüm olarak görülmemeli. Yapılması ihtiyaç duyulan, sertliği üreten sorunların ortadan kaldırılması, toplumun zihniyetinde şiddete karşı bir tepki oluşturulması” dedi.


Büyük umutlarla yürürlüğe giren 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Hanıma Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un bile, hukuki düzenlemelerin sertliği önlemede tek başına kafi olamayacağını gösterdiğini ifade eden Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Havutçu, “2011 senesinde Avrupa Konseyi’nin İstanbul Sözleşmesi’ne ilk imza koyan ülke Türkiye, iç hukuk açısından da lüzumlu düzenlemeler yapılmış oldu. Son aşama mühim olan bir nokta, muhteşem yasalara haiz olmak değil, bu tarz şeyleri uygulamak ve içselleştirmektir. Vakalara baktığımızda kanunun iyi bulunduğunu, sadece etkili halde uygulanamadığını görüyoruz” diye konuştu.


“ELEKTRONİK DENETİM SİSTEMİ DAHA ETKİN UYGULANMALI”


Yasada belirtilmesine rağmen, elektronik kelepçe olarak adlandırılan sistemden hala yeteri kadar yararlanılmadığını kaydeden Havutçu, “Kanun, sertlik tatbik eden için elektronik ortamda takip diyor, en malum batı uygulaması elektronik pranga. Doğal ki burada insan haklarına aykırı bir sistemden bahsetmiyoruz. Kanunun etkili halde uygulanmasının en mühim araçlarından yeteri kadar yararlanılmıyor. Yalnızca iki şehirde birkaç şahıs bu sistemle denetim ediliyor. Eğer sistem yaygın kullanılıyor olsaydı, sertlik tatbik eden şahıs mağdura yaklaştığında alarm sistemi devreye girer ve daha vaka olmadan önlenebilir” diye konuştu.


“ŞİDDETİ UYGULAYANLAR DA PSİKOLOJİK DESTEK ALMALI”


Mağdurlara yönelik ruhsal destek sağlandığını hatırlatan Ayşe Havutçu, “Mağdurların yanı sıra aslolan sertliği tatbik eden kişilerin ruhsal destek alması koşul. Hakimlerin bu yönde karar verme yetkisi var. 6 ay süreye kadar, sertlik tatbik eden kişinin mecburi olarak ruhsal destek alması yönünde karar verebilirler. Ya da aile terapistlerine gönderilebilirler. Herhangi bir ek kaynak gerekmeksizin devlet ya da üniversite hastanelerinin klinikleri kullanılabilir. Bu olanak yoksa, Bakanlık terapi ücretlerini bütçesinden karşılıyor. Bu benzer biçimde yaptırımlar, sertlik olaylarının daha da üzücü sonuçlar doğurmadan önlenmesi adına fazlaca yararlı olacaktır” dedi.


“KAMU SPOTLARI YAPILSIN”


Şiddete karşı toplumu bilinçlendirmenin önemine dikkat çeken Havutçu, “Sigaranın sağlığa zararlarını, iyi mi devamlı ekranda görüyorsak, aynı şekilde zorla evlendirmenin, çocuğa, yaşlıya, hanıma ve adama yönelik şiddetin her türlüsünün de bir insanlık suçu olduğuna dair kamu spotları olmalı. Şiddetin, kime yapılırsa yapılsın, insan hakları ihlali olduğu ilkokullardan itibaren devamlı işlenmeli” diye öneride bulunmuş oldu.


“DEVLETİN, EN AZ 10 YILLIK BİR SUÇ ÖNLEME POLİTİKASI OLMALI”


Ceza hukukçusu Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem ise “Bir ceza hukukçusu olarak, suçlulukla mücadelede ceza hukukunun son deva olarak görülmesi icap ettiğini düşünüyorum. Ne yazık ki, cezalandırmayı öne alan yaklaşım, problemi tüm boyutlarıyla görme olanağını ortadan kaldırıyor. Cinsel suçlar, uyuşturucu ve hırsızlıkla ilgili suçların cezaları artırıldı son olarak. Bakıldığında, ‘suçların cezaları artarsa, önlenebilir’ diye bir perspektif var, sadece birebir suçluluk oranlarına yansımadığını görüyoruz, yeteri kadar azaltmadı. Sorun esas itibariyle bu. İnsanlar niçin kabahat işler? Bunun yanıtını verirsek, zannediyorum en mühim adımı atmış oluruz savaşım için. Toplumun suça karşı bilinçlendirilmesi, polis yurttaş işbirliğinin güçlendirilmesi ve adalete olan güvenin sağlanması en mühim adımdır. Devletin, minimum 10 senelik bir kabahat önleme politikası olmalı. Kabahat öncesi aşamada da önleyici politikalar geliştirilmeli. Güvenlik, eğitim, her türlü önlem bunun içinde olmalı, tek başına polisiye önlem ya da cezaların artırılması çözüm olarak görülmemeli” dedi.


Haber Kaynağı: Sözcü



“Suçlulukla mücadelede ceza hukuku son çare olarak görülmeli”
Share on Google Plus

About Unknown

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.

0 yorum:

Yorum Gönder