Can ÖZÇELİK
NAZLICAN Özkan 15 yaşındaydı babası, gazeteci-yazar Tuncay Özkan Ergenekon kumpasıyla tutuklandığında… 6 yıl asla ara vermeden her gün mektup yazdı. Her hafta cezaevine gitti, 45 dakika camekanların peşinden telefonla konuştu. Ayda bir kez de kucaklaştı. Asla yılmadan, başını eğmeden savaşım etti ve sonunda babasına kavuştu. Şimdi babasının yolunu gözleyen bir başka genç var. MİT TIR’ları haberleri sebebiyle tutuklanan Cumhuriyet Gazetesi Genel Gösterim Yönetmeni Can Dündar’ın oğlu Ege… 20’nci yaşını Silivri Cezaevi’nde tıpkı 3 yıl ilkin Nazlıcan’ın yapmış olduğu benzer biçimde camekanlı bir odada babasına sarılamadan kutladı… SÖZCÜ, Silivri’nin zulmünü aşmanın yollarını Ege için Nazlıcan’a sordu…
– Silivri’deki görüş gününe iyi mi gidilmeli, nelere dikkat edilmeli?
Cezaevine giderken yanına bir ozan alınmasını tavsiye ederim. Benimki Metin Altıok’tu. “Hapishaneler insan dolu kum benzer biçimde/ Dışarıda bir buruk özgürlük zakkum benzer biçimde/İçerde de dışarıda da zor iş yaşamak/Hem varım hem yokum benzer biçimde” diyor ya hani. Her tekrarda daha sıkı sarılan tekerlemesi olur insanoğlunun. Bana kalırsa dikkat edilmesi, haiz çıkılması ihtiyaç duyulan en mühim şey akıl. Kampüs epey büyük, kaybedince bulunması zor olabilir.
“BOLCA SENİ SEVİYORUM DESİN”
– Cezaevine girişlerde iyi mi bir uygulama vardı?
Birkaç bina, birkaç kapı, birkaç aramadan geçiliyor. Biliyorum ki Ege için kolay değil fakat bayanlar daima daha oldukça çekmiştir. X-ray’de öten sutyen, düğme, toka, kolye… Bayanların aranması da soyulması da hoyrattır.
– Görüşlerin süresini uzatmak mümkün mü?
Memurların inisiyatifinde olmayan merkezi bir sistem var. Telefon kesildiği için onlarca kere sözün yarıda kalır. Tavsiyem, söylenecek ne kadar “seni seviyorum” var ise görüş sonuna bırakmamak.
– Açık görüşte neler yapılmalı?
Açık görüşlerde tek yapılması ihtiyaç duyulan sevdiğini sımsıkı tutup bırakmamak. Hep dokunmalı. Mekanik olmayan sesini bol miktarda dinlemeli.
– Cezaevindeki kişinin gereksinimleri nedir? Neler götürülmeli? İçeri alınmayan neler vardı?
Can ağabey, Ege’nin görüşe cebinde bir ufak yassı taş götürdüğünü söylemiş. 15 yaşımda bir bayram görüşünde cebime şeker koymuştum. Metris’te şekeri fark edince üstümü başımı soyup didik didik aramışlardı. Fakat ondan sonraki 6 yıl, her görüşe cebimden şekerler taşarak gittim. Babam haricinde kimse fark etmedi. Ege’yle Can ağabey o ufak yassı taşları görüş salonunda derya denizlere sektirirler de, kimse fark etmez.
– Ruhsal olarak bu durumla iyi mi baş ediyordunuz, Ege’ye ne tavsiye edersiniz?
Cezaevine asla alışmayacak fakat zaman içinde tahammüllü olacaksın. Yeşilden maviden korkmayacak, betonu gerçek sanmayacaksın. Utanmayacaksın. Bir kere utanırsan kolay kurtulamayacaksın.
Haber Kaynağı: Sözcü
Ne olursa olsun utanma!..
0 yorum:
Yorum Gönder